Aşk Nedir?

Aşk tüm dünyada farklı kelimeler ile aynı anlama gelen sözcüktür. İngilizce “love”, Fransızca “amour”, İtalyanca” amore” gibi farklı dillerde farklı kelimelerde söylenen bu kelimeleri o dili bilen kime söylerseniz söyleyin her kişide aynı duygular; farklı tatlar bırakacaktır. Aşk hissetmektir. Bir bakıma inanmaktır. Karşı tarafı kendinden çok sevmektir.  Aşk öyle büyülü bir kelimedir ki adına birçok bestekâr beste yapmış birçok şair şiir yazmış ve de çoğu romana konu olmuş bir kelimedir. Geçmiş dönemde yaşanan birçok rivayetler vardır. Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin bu isimlerin hepsi aşka konu olmuş kişilerdir. Aşk için birçok zorluğun üstesinden gelen ve aşk uğruna gerekirse yaşamına son veren kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani aşk için ölmeli aşk o zaman aşk!

Leyla ile Mecnun

Leyla ile Mecnun(Kays) okul yıllarında birbirlerine âşık olan iki genç çifttir. Ailesinin kulağına giden bu aşk yüzünden ailesi leylayı okuldan alır. Kays yani mecnun ile de görüşmesini yasaklar. Bu haberi duyan Kays aşkından dolayı divaneye döner. Tüm dünyası artık sevdiği leyla olmuştur. İş odur ki leylanın yüzüne hasret kalmıştır. Mecnun kendini çöllere atmıştır. Çöllerde leylasını aramaktadır. Hem Leyla hem de Mecnun perişan haldedir. Birbirlerinin hasretinden yanıp tutuşurlar. Bu sırada ailesi tarafından Leyla evlendirilir. Bir süre sonra Leylanın eşi ölür. Leyla; Mecnunu aramaya çöle gider. Leyla mecnunu bulur ama Mecnun; leylayı tanımaz. Leylaya sen kimsin, leyla benim içimde der. Bunu duyan Leyla eve gider ve zehiri içip gözlerini dünyaya yumar. Bunu duyan mecnun Allaha yalvarır. Kendisinin de canını almasını söyler. Öyle içten bir duadır ki Allah; Mecnunun canını alır. Sevenler bu dünyada olmasa da diğer dünyada birbirlerine kavuşmuş oldular. Gerçek yani saf aşk engel tanımaz!

Kerem ile Aslı

Kerem ısfahan şahının oğludur. Şahın hazinesini koruyan keşişin kızı olan Aslıya tutulur. Şah bu aşka kayıtsız kalamaz ve keşişin kızı olan Aslıyı oğluna ister. Keşiş bir çıkmaza girmiştir. Hem bir Müslümana kızını vermek istemez hem de şaha karşı çıkmak istemez. Tek kurtuluşun buraları terk etmek olduğunu düşünür ve gece ailesi ile kaçarlar.  Aslıyı göremeyen Kerem, onu aramak için yoldaşı ve sırdaşı olan sofuyu da alıp yollara düşer. Aslının peşinden giden Kerem her kızı Aslıya benzetir. Aşk içini öyle bir kaplamıştır ki yana yakıla sevdasının peşine düşer. Böylece birçok şehir, dağ, ova ve yaylayı dolaşır sırf Aslıyı bulmak için. Kerem artık divane bir âşık olmuştur. Uğradığı her yere Aslıyı sorar. Dağ, ova ve taşla konuşur. Bu anlık bir soruş değildir. Yıllar yılları kovalar her yerde arar ve sazını çalar. Aşkın ateşi Keremi olgunlaştırmıştır. Halk şairi oluvermiştir. Allaha öyle bir dua eder ki zor olan kolay olmuştur. Yıllarca aramış ve sonunda Aslıyı bulmuştur. Lakin iş odur ki Aslının yüreğinde zerre aşk kalmamıştır. Allahtan ona da kendi sevgisinden bir parça vermesini diler. Allah dileğini kabul eder ve Aslı da Kereme âşık olur. Konuşup kaçmaya karar verirler ama keşiş kaçacaklarını duyar ve buna mani olur. Keşiş tekrar ailesi ile birlikte Keremden Aslıyı kaçırır. Kerem; Halep’te keşişi ve ailesini yakalar. Keremi seven Halep paşası bu iki genci birleştirmek istemektedir. Huzuruna keşişi çağırır ve evlenmesine ikna eder. Keşişin bu evliliğe rızası yoktur ama eli kolu bağlı mecburdur. Keşiş bir yol düşünür ve o yolu bulur. Keşiş; Aslı’ya, son düğmesine kadar çözüldükten sonra tekrar kendiliğinden iliklenen sihirli bir gömlek giydirir. Kerem, Aslı’nın düğmelerini ne yaparsa yapsın bir türlü çözemez, ateşli bir ah çeker, yanıp kül olur. Aslı dağılan külleri saçıyla toplarken bir kıvılcım da onu tutuşturur. Böylece, iki sevgilinin ancak külleri birbirine kavuşur.

Ferhat ile Şirin

Ferhat nakkaşlık yapan yetenekli genç bir delikanlıdır. Şirin ise Amasya Sultanı Mehmene Banu’nun kız kardeşidir. Sarayın süslemesi için işi yetenekli nakkaş Ferhat’a verirler. Bu iki genç birbirlerine ilk görüşte vurulmuşlardır. İki âşık sürekli kimsenin haberi olmadan gizli gizli buluşurlarmış. Bir gün zamanı gelince de Ferhat, Şirin’i istetmek için dünürcü gönderir. Mehmene Banu kız kardeşini vermek istemez. Çünkü Mehmene Banu da Ferhat’ı sevmektedir. Bundan dolayı Ferhat’tan çok zor bir şey ister. Şehir’e suyu getir, Şirin’i sana vereyim” der. Ferhat hiç tereddüt etmez eline kazmasını alır yola koyulur. Gelin görün ki şehre su getirilecek yer bugün Şahinkayası olarak bilinen ve uzak bir yerdedir. Ferhat için hiçbir şey aşkından önemli değildir. Suyu getirecek ve Şirinine kavuşacaktır. Belinde kazma ile dağları yara yara ilerler. Amasya Sultanı Mehmene Banu; Ferhat’ın suya yaklaştığını anlar ve onu durdurmak için türlü yollar düşünmeye başlar. O yolu en sonunda bulur. Ferhat’a Şirin’in öldüğünü söyleyecektir. Ferhat’ın bulunduğu yere yaşlı bir kadın gönderir. O kadın Ferhat’a artık daha fazla uğraşmasının nafile olduğunu Şirin’in öldüğünü söyler. Ferhat’ın dünyası başına yıkılmıştır. Şirin’i yani aşkı artık yoktur. Yaşamanın artık anlamsız olduğunu anlar ve baltasını havaya atar. Balta; Ferhat’ın başının üstüne düşer ve Ferhat oracıkta hayatını kaybeder. Ferhat’ın cansız bedeni şehre gelen suyla beraber gelir. Ferhat’ın cansız bedenini gören Şirin aşkına kavuşmak için hançer ile kendini öldürür. Bu dünyada kavuşamayan âşıklar öbür dünyada kavuşur. İki sevgiliyi yan yana gömerler. Rivayete göre derler ki her bahar Ferhat’ın mezarı üstünde kırmızı, Şirin’in mezarı üstünde beyaz bir gül ve aralarında da bir diken çıkmaktadır.

Aşk öyle bir büyülü bir kelimedir ki hak edene söylenir. Aşkı için savaşmayıp terk edene ne denir? Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin aşkı için savaşmasaydı efsane olurlar mıydı?

Günümüz dünyasında eskilerin aşkını beklemek elbette ki zordur. O saf aşk ki sıkı sıkıya bağlanma gerektirir. Böyle aşklar ya hiç yoktur ya da milyonda birdir. Eğer ki o aşkı bulursanız bırakmayın sarılın. Hırpalanmış yerlerinden öpün, kalbe dokunun. Geçmişte yaşadığı ilişkiler yüzünden kırık kalpler durağında bekleyen birçok kişi vardır. Hayat size karşınıza kırık olan kalbinizi onaracak kişiler çıkarsın. Evet, hepsi tamam çok sevdiniz, çok değer verdiniz hatta ama hatta kendinizden çok verdiniz yani yapmam dediğiniz her şeyi sevdiğiniz kişi üzülmesin diye yaptınız. İçiniz acıyor, yapılanları hak etmiyor olabilirsiniz en kötüsü de severken terk edilmiş olabilirsiniz. Her aldığınız darbe sizi olgunlaştırır.

Sevmekten vazgeçmeyin!

Derler ya kalana mı zor yoksa gidene mi? Bu soruya siz cevap verin sevgili arkadaşlar. Son olarak yazıyı Cemal Süreya’nın şiiri ile noktalamak istiyorum:

“Ben nerde bir çift göz gördümse
Tuttum onu güzelce sana tamamladım
Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
Bir bunun için yaptım

Ben nereye gittimse bütün zulumlardı
Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm
Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
Namussuz bir çağ bu biliyorsun

Sen belki de bir resimsin ne haber
Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
Yapın bir de ağaç yapmış yanına
Dallarına konsun diye kelimelerin”

Yazar: Turgut T.

Author: Turgut T.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir